Düşünce aforizmaları

Düşünce aforizmaları

C. Adem Kar

cademkar@haberkolaj.com
17 Şubat 2017, 00:01
Bu makale 129 kez okundu
Düşünce üzerine düşünüyor, düşünceyi anlamaya ve düşünce konusunda ustalaşmaya çalışıyordum. Günümün büyük bir kısmını düşünmeye ayırıyor bıkmadan usanmadan düşleme deneyleri yapıyordum.
Düşüncelerin gücünü ve hızını, duyguların belirlediğini fark etmem, düşleme yetime güç  verip anlamamı çok kolaylaştırmıştı.
Düşleme, ahenkle çaldığım  bir enstruman, akıcı konuştuğum yeni bir dil ve edinmek  istediğim diğer tüm yetileri kazanmanın ilk şartıydı. Doğruluğuna inandığım ilk düşünce, herşeyin düşleme sayesinde mümkün olasılıklara varabiliyor olmasıydı. Fıtratımı şekillendirmeyi, nefsimi dizginlemeyi öğretiyordu düşünmek.  
Saplantıyı siz de mi fark ettiniz? Üzülerek söylemeliyim ben fark edemedim. Sadece düşünmeye meyletmek değildi yaptığım. Sendromdan öte hastalığa yakın bir hal almıştı. Adeta düşünceye dönüşüyor sadece bir düşünceden ibaret doluğumu görüp, yokluğu ve hiçliği yani adem olduğumu hatırlıyordum. Tekilleşmiştim, dünyanın beni ötekileştirmesini önemsemeyerek. Düşünmeye olan açlığım ve cahil yanımın iştahı farkına varmamı engellemiş olabilir miydi ? Kontrolsüzce yapılan düşsel bir eylem yıkımı tetiklemişti ve unutmuştum. İtina ile kurgulanmış, emek verilmiş bir düşünce, zihnimin derinliklerine gömülmüştü. Hatırlayamıyor ve gömüldüğü yerden onu çağıramıyordum.
Unutmaya başlamadığımda hissettiğim ilk dürtü korkuydu ve unuttukça korkum bu kusurumdan beslenme yolunu anında buluvermişti. Bir çözüm bulmalıydım. Olası gelecek konusunda uzman, her işi daha pratik yapma konsunda ustaydım. Vakit kaybetmedim.  O an için aklıma gelen en iyi çözüm her an erişimimde bulunan bir not defteri bulundurmak oldu.
Ve kalanlarından oluşturmaya çalıştığım bir bütünün ilk harfleri saçıldı zihnimdem.
Mikroskobik boyutlara göre daha küçük, atom altı bir dünyaya aitçesine bir karadeliğin varlığı peydah oldu zihnimin derinliklerinde. Yok edici, acımasız bir tavırla sinsi sinsi dişledi düşlerimi. Emeklerimin bir bir kayboluşu beni derinden sarsıyordu. Kayıtsız kalamamış, kayda değer bulduğum tüm düşüncelerimi yazıya dökmeye karar vermiştim. Düşüncelerime olan düşkünlüğüm, insana lutfedilen unutabilme nimetinden istifade etmemi geç fark etmeme neden olmuştu. Unutmanın verdiği korkuya rağmen bu duruma üzülmüyordum çünkü yazma yetim şahlanmıştı ve  bir düşüncenin  kayboluşu serüveni başlatmıştı...

Yorum Gönder

@name x